Bu Blogda Ara

6 Eylül 2010 Pazartesi

Gelişme


Başlık gelişme Türkiye'nin gelişmesi;


Üretime dayalı bir ekonomi, sanayisiyle bütünlük gösteren sağlam bi ekonomi,


Eğitimin reforme edilmesi, insanları okumaya, araştırmaya ve düşündürmeye yönlendiren bi eğitim sistemi,


Özgürlük, fikir özgürlüğü ambargoların kalktığı, özellikle medya üzerindeki baskının kaldırıldığı. Okuma hakkımız bile dönem dönem elimizden alınmış. O kadar çok mu cahiliz okuduğumuzun yanlışmı doğrumu olduğuna karar veremicez. Cahil değil de cahilleştirilmeye çalışılan bi toplum olduğumuz kesin. İstediğimizi rahatça okuyamıyoruz bile çünkü onlar öyle istiyor. Onlar kim şaibeli bi konu tabi....


Çokca konuşulan referandum da bu sayılanların hangisine yer verilmişki bunca önemseniyor. Bazı maddeler bazı maddelerin önünü açablirmişte falan da fıstık yani yararımıza gibi gözüken maddelerde şu durumda bi işe yaramıyormuş.... Maddeleri görmeden karar vermeyin oyunuza. Kendimizi koşulsuz şartsız teslim etmiş oluruz. Üzerimize saldıkları korku politikasını hat safhaya çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlar.


Karar sizin nasıl bir gelecek istiyorsunuz?

3 yorum:

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Yağma Anıları Solanas'ın Arjantin'de ekonomik bunalımların koca bir coğrafyayı nereye götürdüğünü ve bunalımının halk yığınlarındaki yansımalarını belgesel tadında anlattığı bir film.

    Yaşanan yer farklı,gerisinde herşey aynı.İzlerken kendi coğrafyanızın tarihini izliyorsunuz,yaşananları yaşatan da ortak.Halklar arasında küçük bir fark var,Arjantinliler Latin Kıtası'nın kendine has asiliğini yitirmemişler,Güney'in çocukları insanlığın güzel geleceği için umudu canlı tutmada kararlı.

    Bizim coğrafyada yağmalamanın kökleştirildiği tarihin adı 12 Eylül 1980 ve 12 Eylül 1980'den tam otuz yıl sonra;faşist cuntacılar için zaman aşımı anlamına gelen tarihde,varlık nedenini borçlu oldukları faşist cuntayı yargılayacaklarını söyleyenlerin iktidarında,darbeyi yapanların cennetlik olduğunu söyleyecek kadar darbeci olanların sözde demokrasi oylaması dayatılmaktadır kitlelere.Çok değil az biraz zaman önce;Tekel Emekçileri'nin direnişe olan bakış açıları demokrasiden ne anladıklarının göstergesiydi zaten.Yoksul halk yığınları için demokrasinin anlamı Solanas'ın deyimiyle;ekmek,eğitim ve sağlık.Yaşadığımız coğrafyada bırakın sağlığı,eğitimi insanlar ekmek istemesini bile unutmuş durumdalar.Yaşamın tüm alanları kapitalizme pazar olarak sunulmuş durumda.

    Geçmiş ile gelecek arasındaki köprüyü yıkarsanız,insanlar tutunacak yer bulamazlar,geleceğe dair inançlarını,ütopyalarını yitirirler.Kalıcı tek bir değer kalmaz,kullan at mantığı yaşamın tüm alanlarına egemendir artık.İnsanlık,sevgi,aşk gibi kavramların içi boşaltılmıştır.Sadece tükettiğinde var olduğunu hisseden sürüleştirilmiş yığınlar.Dün yoktur artık.Gericileşirler,gericileşirken yozlaşırlar.Böyle bir toplumu kontrol etmek artık kolaydır.Geçmiş ile gelecek arasında yıkılan köprüleri yapacak ne mimar,ne emekçi bulabilirsiniz.

    Zap Suyu üzerinde yıkılan Devrimci Gençlik Köprüsü yeniden yapılırken;bu coğrafyanın sokakları Asi Çocukları'nı beklemektedir.Geleceğe dair umudu tek yeşertecek Onlar.

    YanıtlaSil
  3. Film ve yorum için teş. filmi en kısa zamnda izlemeyi düşünüyorum. Bu tarz düşünceye sahip kişilerle karşılaşmak beni gerçekten mutlu ediyor. Ne kadr çok ışık yakarsak o kadr iyi. Halkımızın bilinçlenmeye aydınlanmaya ihtiyacı var. Yüreğimiz burkularak izliyoruz Türkiye'nin hazin sonunu...

    Sadece kalıplar kaldı içi boş kalıplar. Anlam mana önemini yitirdi...

    YanıtlaSil